Oyuncu İbrahim Çelikkol, Sinem Kobal ile hakkında çıkan iddialara Instagram hesabından paylaştığı bir fotoğrafla ortaya çıkardı..
Arda Turan'la ayrıldıktan sonra adı Çelikkol ile anılan Sinem Kobal, Asos'ta bir otelde tatil yaparken görüntülenmişti. Sinem Kobal'ın oldukça keyifli olduğu da gözüktü. Aralarındaki aşk dedikoduları hakkında ne diyecekleri ise merak konusuydu ki... İbrahim Çelikol 4 Ağustosta ınstagram'da yayınladığı fotoğrafla doğrulanmayan birlikteliği deşifre etti.
life and people etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
life and people etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Ağustos 2014 Salı
Cehaletin farkına varabilmek!
Cehalet Nedir?
100 TL'ye mitinge getiren partinin,aslında seni 100 TL'ye muhtaç hale getirdiğini fark edememektir.
100 TL'ye mitinge getiren partinin,aslında seni 100 TL'ye muhtaç hale getirdiğini fark edememektir.
Meryem Uzerli "Bir yaşam geliyor, onu öldürmeyin."
Meryem Uzerli kürtaj için ne dedi.
5,5 ay evvel anne olan Muhteşem Yüzyıl dizisinin Hürrem'i Meryem Uzerli, Instagram'dan bir takipçisinin bebek sorusu üzerine,"Bir yaşam geliyor, onu öldürmeyin." diye söyledi.
‘Tükenmişlik Sendromu' yaşaması nedeniyle Almanya'ya arka dönerek Berlin'de kendine yeni bir hayat kuran Meryem Uzerli 5.5 aylık kızı ile keyifli zaman geçiriyor.
"BİR HAYAT GELİYOR, ONU ÖLDÜRMEYİN"
Bugüne kadar yüzünü göstermese de kızının muhtelif fotoğraflarını koyan Uzerli'nin bir takipçisi Instagram'da "Beraber olduğum adam çocuğumu istemiyor, ne yapmalıyım?" diye sordu. Benzer sorularla sık karşılaştığını belirten oyuncu, "İki adamın sorumluluğu o. Orada konu ‘Ben istemiyorum' ya da ‘İstiyorum' değil. Bir yaşam gelmeye karar verdi. tanrı öyle istedi. Karar belli. Karşıdaki korkuyorsa, o korku onun kalbini ve gözünü âmâ yapsa da siz kuvvetli kalın, o yaşama ve tanrı'a saygı duyun. Sonra her şey çözülür. Lütfen o yaşamı öldürmeyin." diye söyledi.
1 Ağustos 2014 Cuma
Havaalanında Demet Akalına laf atıldı.Kocası kavga çıkardı.
Atatürk Havalimanı’nda ünlü şarkıcı Demet Akalın’a laf atan 2 kişi ile şarkıcının eşi Okan Kurt kavga etti. Sopalarla Okan Kurt’a saldıran 2 kişi gözaltına alındı
Olay akşam saatlerinde meydana geldi. Eşi Okan Kurt ile birlikte Bodrum’dan İstanbul’a gelen Demet Akalın, otomobillerine binmek için havalimanından çıkış yaptı. Bu sırada kimliği henüz belirlenemeyen 2 kişi Akalın’a laf attı.
Eşine laf atıldığını duyan Okan Kurt, bu kişilerle kavga etmeye başladı. İki zanlı sopalarla Okan Kurt’a saldırınca, polis kavga edenleri güçlükle ayırdı. Kavga esnasında araya giren bir personel ise kolundan yaralandı. 2 kişi gözaltına alınırken, Okan Kurt da ifade vermek için Atatürk Havalimanı Karakolu’na götürüldü.
Olay akşam saatlerinde meydana geldi. Eşi Okan Kurt ile birlikte Bodrum’dan İstanbul’a gelen Demet Akalın, otomobillerine binmek için havalimanından çıkış yaptı. Bu sırada kimliği henüz belirlenemeyen 2 kişi Akalın’a laf attı.
Eşine laf atıldığını duyan Okan Kurt, bu kişilerle kavga etmeye başladı. İki zanlı sopalarla Okan Kurt’a saldırınca, polis kavga edenleri güçlükle ayırdı. Kavga esnasında araya giren bir personel ise kolundan yaralandı. 2 kişi gözaltına alınırken, Okan Kurt da ifade vermek için Atatürk Havalimanı Karakolu’na götürüldü.
Türk erkekleri erken boşalmadan endişe duyuyor.
Erken boşalmayla ilgili bilinçlendirme kampanyası başlatan Türk Androloji Derneği, onemliolansuresi.com isimli internet sitesi üzerinden ‘Erken Boşalma Tanı Testi’ gerçekleştirdi. Teste katılan 2 bin 126 kişinin % 40’ı erken boşalma süreleri nedeniyle endişeli olduklarını ifade etti.
Türk Androloji Derneği (TAD), erkeklerin korkulu rüyası erken boşalma ile ilgili bir bilinçlendirme kampanyası yürütüyor. Ocak ayında “onemliolansuresi.com” isimli internet sitesini yayınlayanTAD, tabuların ve utancın üstesinden gelinmesine yardımcı olmak amacıyla ‘Erken Boşalma Tanı Testi’ uygulaması gerçekleştirdi.
Erken boşalma ile ilgili bilinçlendirme kampanyası çerçevesinde hazırlanan siteyi bugüne kadar 4 bin 825 kişi ziyaret ederken, bu ziyaretçilerden 2 bin 126’sı tanı testine katıldı. 5 soruluk tanı testine katılanların yüzde 30, çok az uyarılmalarına rağmen, her iki seferden birinde erken boşaldıklarını ifade ederken, katılımcıların yüzde 40 erken boşalma süresi nedeniyle partnerinin cinsel açıdan tatmin olmadığı konusunda oldukça endişeli.
5 sorudan oluşan tanı testinin ilkinde, katılımcılara ‘Boşalmayı geciktirmekte ne kadar zorlanıyorsunuz?’ sorusu yöneltiliyor. Bu soruya yanıt verenlerin yüzde 38’i orta derecede zorlandığını ifade ederken, yüzde 32’si çok zorlandığını, yüzde 16’sı son derece fazla zorlandığını, yüzde 10’u ise biraz zorlandığını belirtiyor. Tanı testine katılanların yüzde 4’ü ise erken boşalmayı geciktirmekte hiç zorlanmadıkları yanıtını veriyor.
Testte yer alan bir diğer soru ise; ‘İstediğiniz andan önce boşalıyor musunuz?’. Teste katılanların yüzde 38’i bu soruya ‘iki seferden birinde’ yanıtını verirken, yüzde 29’u ise ‘dört seferden birinde’ ifadesini kullanıyor. Katılımcıların yüzde 20’sinin ‘neredeyse her defasında veya her defasında’ yanıtını verdiği testte, yüzde 8’i ‘hiçbir zaman ya da hemen hemen hiç’ derken, yüzde 5’lik kısım ise ‘dört seferden birinde’ yanıtı kullandı.
“PERTNER MEMNUNİYETSİZLİĞİ ENDİŞE YARATIYOR”
Katılımcılara “Çok az uyarıldığınızda bile boşalıyor musunuz?” sorusunun yöneltildiği tanı testinde, bu soruya yanıt veren katılımcıların yüzde 30’u ‘iki seferden birinde’ ifadesini kullanırken, aynı oranda katılımcı ise ‘dört seferden üçünde’ yanıtını paylaştı. Aynı sorunun diğer yanıtları incelendiğinde ise; katılımcıların yüzde 20’sinin ‘her seferinde ya da hemen hemen her zaman’ yatınıt verdiği, yüzde 16’sının ‘hiçbir zaman ya da hemen hemen hiç’ ifadesi kulllandığı ve yüzde 4’ünün ise ‘dört seferden üçünde’ yanıtında hemfikir oldukları gözlendi. Testte yer alan ‘İstediğiniz andan önce boşalmak sizi üzüyor mu?’ sorusunu yanıtlayan katılımcıların yüzde 38’i bu soruya ‘son derece fazla üzüyor’ yanıtını verirken, yüzde 30’u çok üzüldüğünü, yüzde 16’sı hiç üzülmediğini, yüzde 12’si orta derecede üzüldüğünü ve yüzde 4’ü ise biraz üzüldüğünü ifade ediyor.
Teste yer alan ‘Boşalma süreniz nedeniyle partnerinizin cinsel açıdan tatmin olmadığından ne ölçüde endişe ediyorsunuz?’ sorusunu yanıtlayan katılımcıların yüzde 40’ı çok endişe ettiklerini belirtirken, yüzde 28’i son derece fazla endişe ettiğini, yüzde 19’u biraz endişe ettiğini ve yüzde 3’ü ise hiç endişe etmediğini vurguladı.
Türk Androloji Derneği (TAD), erkeklerin korkulu rüyası erken boşalma ile ilgili bir bilinçlendirme kampanyası yürütüyor. Ocak ayında “onemliolansuresi.com” isimli internet sitesini yayınlayanTAD, tabuların ve utancın üstesinden gelinmesine yardımcı olmak amacıyla ‘Erken Boşalma Tanı Testi’ uygulaması gerçekleştirdi.
Erken boşalma ile ilgili bilinçlendirme kampanyası çerçevesinde hazırlanan siteyi bugüne kadar 4 bin 825 kişi ziyaret ederken, bu ziyaretçilerden 2 bin 126’sı tanı testine katıldı. 5 soruluk tanı testine katılanların yüzde 30, çok az uyarılmalarına rağmen, her iki seferden birinde erken boşaldıklarını ifade ederken, katılımcıların yüzde 40 erken boşalma süresi nedeniyle partnerinin cinsel açıdan tatmin olmadığı konusunda oldukça endişeli.
5 sorudan oluşan tanı testinin ilkinde, katılımcılara ‘Boşalmayı geciktirmekte ne kadar zorlanıyorsunuz?’ sorusu yöneltiliyor. Bu soruya yanıt verenlerin yüzde 38’i orta derecede zorlandığını ifade ederken, yüzde 32’si çok zorlandığını, yüzde 16’sı son derece fazla zorlandığını, yüzde 10’u ise biraz zorlandığını belirtiyor. Tanı testine katılanların yüzde 4’ü ise erken boşalmayı geciktirmekte hiç zorlanmadıkları yanıtını veriyor.
Testte yer alan bir diğer soru ise; ‘İstediğiniz andan önce boşalıyor musunuz?’. Teste katılanların yüzde 38’i bu soruya ‘iki seferden birinde’ yanıtını verirken, yüzde 29’u ise ‘dört seferden birinde’ ifadesini kullanıyor. Katılımcıların yüzde 20’sinin ‘neredeyse her defasında veya her defasında’ yanıtını verdiği testte, yüzde 8’i ‘hiçbir zaman ya da hemen hemen hiç’ derken, yüzde 5’lik kısım ise ‘dört seferden birinde’ yanıtı kullandı.
“PERTNER MEMNUNİYETSİZLİĞİ ENDİŞE YARATIYOR”
Katılımcılara “Çok az uyarıldığınızda bile boşalıyor musunuz?” sorusunun yöneltildiği tanı testinde, bu soruya yanıt veren katılımcıların yüzde 30’u ‘iki seferden birinde’ ifadesini kullanırken, aynı oranda katılımcı ise ‘dört seferden üçünde’ yanıtını paylaştı. Aynı sorunun diğer yanıtları incelendiğinde ise; katılımcıların yüzde 20’sinin ‘her seferinde ya da hemen hemen her zaman’ yatınıt verdiği, yüzde 16’sının ‘hiçbir zaman ya da hemen hemen hiç’ ifadesi kulllandığı ve yüzde 4’ünün ise ‘dört seferden üçünde’ yanıtında hemfikir oldukları gözlendi. Testte yer alan ‘İstediğiniz andan önce boşalmak sizi üzüyor mu?’ sorusunu yanıtlayan katılımcıların yüzde 38’i bu soruya ‘son derece fazla üzüyor’ yanıtını verirken, yüzde 30’u çok üzüldüğünü, yüzde 16’sı hiç üzülmediğini, yüzde 12’si orta derecede üzüldüğünü ve yüzde 4’ü ise biraz üzüldüğünü ifade ediyor.
Teste yer alan ‘Boşalma süreniz nedeniyle partnerinizin cinsel açıdan tatmin olmadığından ne ölçüde endişe ediyorsunuz?’ sorusunu yanıtlayan katılımcıların yüzde 40’ı çok endişe ettiklerini belirtirken, yüzde 28’i son derece fazla endişe ettiğini, yüzde 19’u biraz endişe ettiğini ve yüzde 3’ü ise hiç endişe etmediğini vurguladı.
Japon model bikiniyle tenis oynayınca yürekleri hoplattı.
Konyadaki Meke gölü kurudu.
Meke Gölü kurudu, kırmızıya büründü
KONYA'nın Karapınar İlçesi sınırlarında bulunan ve dünyanın nazar boncuğu olarak adlandırılan Meke Gölü yüzde 99 oranında kurudu. Yağışların az olması ve yer altı sularının çekilmesiyle kuruyan krater gölde, tuz tabakaları oluştu. Su bulunan az bir bölümü ise kırmızı renge büründü. Artık eski görünümünden eser kalmayan Meke Gölü'nde oluşan kırımızı görüntü "Meke gölü kururken kan ağlıyor" yorumlarına neden oldu.
Konya Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Doç. Dr. Fetullah Arık, Meke Gölü'nün volkanik bir göl olduğunu söyledi. Bu özelliğiyle de dünyanın nazar boncuğu olarak bilindiğini ve dünyada bu tür oluşumların yaygın olmadığını belirten Arık, "Ancak son yıllarda artan kuraklık ve yer altı suyu tüketiminden Meke Gölü de nasibini aldı. Hemen yanı başımızda bulunan bu doğal güzellik yok olma noktasına geldi. Zaten bir kaç yıldır can çekişiyordu ve şimdi bitme noktasına geldi. Yer altı seviyesi bütün havzada düştüğü için artık Meke Gölü de yer altı sularından beslenmiyor ve ancak mevsimsel yağışların birikimi ile su topluyor." dedi.
BU GÜZELLİK TARİHE KARIŞACAK
Meke Gölü'nün tuzlu bir göl olduğunu ve geçmiş dönemlerde tuz havzası olarak kullanıldığını belirten Arık, "Su azaldıkça ve buharlaştıkça tuz kristalleri oluşuyor. 1-2 yıl sonra orada tamamen tuz kristallerinden oluşmuş bir bölge göreceğiz. Daha sonraki süreçte çöl rüzgarı ile tozlar orayı tamamen kapatınca da böyle bir güzellik tarihe karışmış olacak. Şu anki gidişat ta bunu gösteriyor." diye konuştu.
KIRMIZIYA BÜRÜNDÜ
Kuruyan Meke Gölü'ndeki su birikintisinde oluşan kırmızı renge de açıklık getiren Arık, şunları söyledi:
"Birçok tuzlu ve sodalı göllerde bu oluşumu görüyoruz. Bunlar bu tür göllerde oluşan bir takım mikro organizmaların kalıntıları. Belirli gün ve dönemlerde yoğunlaşarak kırmızı rengi verirler. Su miktarı ciddi bir şekilde azaldığı için sanki gölde tamamen kırmızıya boyanmış gibi görünüyor."
MEKE GÖLÜ KURURKEN KAN AĞLIYOR
Meke Gölü'nde yaşanan kırmızı görüntüyü 'Meke Gölü kururken kan ağlıyor' şeklinde yorumlayan Arık, "Meke şu an da orta Anadolu’daki göller ve sulak alanlar gibi kan ağlıyor. Geçen zaman zarfında birçok sulak alanımız kurudu. Bu sadece insanların yoğun kullanımından değil devam eden kuraklıktan kaynaklanıyor. Yıllık yağış ortalaması bölgede metrekarede 320 milimetre seviyesinde iken son bir kaç yıldır 300'ün altına düştü. Dengenin sağlanması için yağışı periyodu beklememiz gerekiyor." dedi.
KONYA'nın Karapınar İlçesi sınırlarında bulunan ve dünyanın nazar boncuğu olarak adlandırılan Meke Gölü yüzde 99 oranında kurudu. Yağışların az olması ve yer altı sularının çekilmesiyle kuruyan krater gölde, tuz tabakaları oluştu. Su bulunan az bir bölümü ise kırmızı renge büründü. Artık eski görünümünden eser kalmayan Meke Gölü'nde oluşan kırımızı görüntü "Meke gölü kururken kan ağlıyor" yorumlarına neden oldu.
Konya Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Doç. Dr. Fetullah Arık, Meke Gölü'nün volkanik bir göl olduğunu söyledi. Bu özelliğiyle de dünyanın nazar boncuğu olarak bilindiğini ve dünyada bu tür oluşumların yaygın olmadığını belirten Arık, "Ancak son yıllarda artan kuraklık ve yer altı suyu tüketiminden Meke Gölü de nasibini aldı. Hemen yanı başımızda bulunan bu doğal güzellik yok olma noktasına geldi. Zaten bir kaç yıldır can çekişiyordu ve şimdi bitme noktasına geldi. Yer altı seviyesi bütün havzada düştüğü için artık Meke Gölü de yer altı sularından beslenmiyor ve ancak mevsimsel yağışların birikimi ile su topluyor." dedi.
BU GÜZELLİK TARİHE KARIŞACAK
Meke Gölü'nün tuzlu bir göl olduğunu ve geçmiş dönemlerde tuz havzası olarak kullanıldığını belirten Arık, "Su azaldıkça ve buharlaştıkça tuz kristalleri oluşuyor. 1-2 yıl sonra orada tamamen tuz kristallerinden oluşmuş bir bölge göreceğiz. Daha sonraki süreçte çöl rüzgarı ile tozlar orayı tamamen kapatınca da böyle bir güzellik tarihe karışmış olacak. Şu anki gidişat ta bunu gösteriyor." diye konuştu.
KIRMIZIYA BÜRÜNDÜ
Kuruyan Meke Gölü'ndeki su birikintisinde oluşan kırmızı renge de açıklık getiren Arık, şunları söyledi:
"Birçok tuzlu ve sodalı göllerde bu oluşumu görüyoruz. Bunlar bu tür göllerde oluşan bir takım mikro organizmaların kalıntıları. Belirli gün ve dönemlerde yoğunlaşarak kırmızı rengi verirler. Su miktarı ciddi bir şekilde azaldığı için sanki gölde tamamen kırmızıya boyanmış gibi görünüyor."
MEKE GÖLÜ KURURKEN KAN AĞLIYOR
Meke Gölü'nde yaşanan kırmızı görüntüyü 'Meke Gölü kururken kan ağlıyor' şeklinde yorumlayan Arık, "Meke şu an da orta Anadolu’daki göller ve sulak alanlar gibi kan ağlıyor. Geçen zaman zarfında birçok sulak alanımız kurudu. Bu sadece insanların yoğun kullanımından değil devam eden kuraklıktan kaynaklanıyor. Yıllık yağış ortalaması bölgede metrekarede 320 milimetre seviyesinde iken son bir kaç yıldır 300'ün altına düştü. Dengenin sağlanması için yağışı periyodu beklememiz gerekiyor." dedi.
Engin Altan Düzyatan Yeni Aşkı Neslişah Alkoçlar Kimdir?
Nişanlısı Özge Özpirinçci ile ilişkisini noktalayan Engin Altan Düzyatan, yeni bir aşka yelken açtı.
Engin Altan Düzyatan, yeni bir aşka yelken açtı. Uzun yıllardır birlikte olduğu ilişkisinin üzerine bu kadar kısa sürede nasıl hemen aşık olduğu merak edilen Düzyatan, Hülya Koçyiğit'in torunu Neslişah Alkoçlar ile olduğu iddia edildi. Peki, Neslişah Alkoçlar kimdir?
Ünlü oyuncu, Hülya Koçyiğit'in torunu Neslişah Alkoçlar'la birlikte. İkili, geçtiğimiz günlerde İzmir'de samimi şekilde dolaşırken görüldü. Alkoçlar, işadamı Batu Aksoy'la evlenmiş ve 2010 yılında da boşanmıştı.
Neslişah Alkoçlar Kimdir?
Hülya Koçyiğit’in torunu olarak da bilinen Neslişah alkoçlar, Gülşah alkoçlar ve Ender Alkoçlar’ın 2 kızından birisi. Henüz 21 yaşında olan Neslişah Alkoçlar, annesi ve ananesi gibi erken evlilik yaptı. Lakin Batu Aksoy ile 1 yıllık evliliğini boşanma ile sonuçlandırmak durumunda kalmıştı. Geçtiğimiz günlerde ise hakkında ehliyet sınavına yerine başkasını sokmaktan yani sahtecilikten dava açılmıştı.
Hayatında en çok sevdiği insanın ananesi Hülya Koçyiğit olduğunu belirten Neslişah Alkoçlar her gördüğünde kadının yaratıldığını hissediyormuş. Ayrıca ailede en fazla ananesiyle vakit geçirdiğini de belirtiyor. Ayrıca Neslişah Alkoçlar’ın twitter hesabınında gizli olduğunu belirtmekte yarar var.
Engin Altan Düzyatan, yeni bir aşka yelken açtı. Uzun yıllardır birlikte olduğu ilişkisinin üzerine bu kadar kısa sürede nasıl hemen aşık olduğu merak edilen Düzyatan, Hülya Koçyiğit'in torunu Neslişah Alkoçlar ile olduğu iddia edildi. Peki, Neslişah Alkoçlar kimdir?
Ünlü oyuncu, Hülya Koçyiğit'in torunu Neslişah Alkoçlar'la birlikte. İkili, geçtiğimiz günlerde İzmir'de samimi şekilde dolaşırken görüldü. Alkoçlar, işadamı Batu Aksoy'la evlenmiş ve 2010 yılında da boşanmıştı.
Neslişah Alkoçlar Kimdir?
Hülya Koçyiğit’in torunu olarak da bilinen Neslişah alkoçlar, Gülşah alkoçlar ve Ender Alkoçlar’ın 2 kızından birisi. Henüz 21 yaşında olan Neslişah Alkoçlar, annesi ve ananesi gibi erken evlilik yaptı. Lakin Batu Aksoy ile 1 yıllık evliliğini boşanma ile sonuçlandırmak durumunda kalmıştı. Geçtiğimiz günlerde ise hakkında ehliyet sınavına yerine başkasını sokmaktan yani sahtecilikten dava açılmıştı.
Hayatında en çok sevdiği insanın ananesi Hülya Koçyiğit olduğunu belirten Neslişah Alkoçlar her gördüğünde kadının yaratıldığını hissediyormuş. Ayrıca ailede en fazla ananesiyle vakit geçirdiğini de belirtiyor. Ayrıca Neslişah Alkoçlar’ın twitter hesabınında gizli olduğunu belirtmekte yarar var.
Etiketler:
biography,
life and people,
magazine,
news
30 Temmuz 2014 Çarşamba
Dünyada Suyla bölünen şehirler
Fodor's Travel, içinden su geçen şehirleri sıraladı.
Aralarında İstanbul'un da bulunduğu şehirler güzellikleriyle göz kamaştırıyor.
Aralarında İstanbul'un da bulunduğu dünyanın suyla bölünen şehirleri güzellikleriyle göz kamaştırıyor.
Bergen-Norveç şehride su ile bölünen şejirlerden birisi.
Brighton-İngiltere ise diğer bir şehir.
Aralarında İstanbul'un da bulunduğu şehirler güzellikleriyle göz kamaştırıyor.
Aralarında İstanbul'un da bulunduğu dünyanın suyla bölünen şehirleri güzellikleriyle göz kamaştırıyor.
Bergen-Norveç şehride su ile bölünen şejirlerden birisi.
Brighton-İngiltere ise diğer bir şehir.
Bu kadınlar Türk erkeklerine satılıyor.
Savaştan kaçan Suriyeli kadınlar Türk erkeklerine satılıyor
Suriye'deki savaştan kurtuldular, ancak Türkiye'de kuma hayatına mahkum oldular. Mardin ve Urfa'da kuma olan Suriyeli kadınların sayısında artış yaşanıyor.
Güneydoğu’nun özellikle sınır kentlerine sığınan ve Türklerle "ikinci eş" olarak evlendirilen Suriyeli kadın sığınmacı sayısında artış yaşanıyor. Özellikle Mardin ve Urfa illerinde, savaş sonrası gelen Suriyeli kumalar dikkat çekiyor. Kumalar aynı eve ikinci eş olarak getirildiği gibi, tek başına tutuldukları ayrı evlere de yerleştirilebiliyor.
Al Jazeera Türk, Mardin ve Urfa’da faaliyet yürüten kadın merkezleri ve uzmanlarla konuştu, kumalık sorununu yerinde araştırdı. Mardin’de
kumalığın en yaygın olduğu yerKızıltepe İlçesi. Kızıltepe'de mağdur kadınlarla ilgili çalışmalar yürüten NUDA Kadın Merkezi’nin sosyoloğu Emine Konak’a göre, merkeze son bir yılda 25 kadın kuma olarak başvurdu. Ancak gerçek sayının çok daha fazla olduğunu söylüyor. Konak’a göre, sadece bu bölgede savaş sonrası 200’e yakın Suriyeli kadın, kuma oldu:
“Savaştan kaçıyorlar. Hayat beklentileri daha farklı. Ama buraya geldiklerinde başka bir hayatla karşılaşıyorlar. Fuhuş, uyuşturucu, kumalık gibi seçenekler de bekliyor. Savaştan kaçıp buraya sığındılar ama yeni bir savaş veriyorlar. Evlilikleri kurtuluş olarak görüyorlar. Kumalar daha çok Haseke, Kamışlı, Amude’den gelenlerden oluyor. Kuma sayısında savaş sonrası çok artış yaşandı"
"Para karşılığı satılıyorlar"
Peki Suriyeli sığınmacı kadınlar ikinci eşliği isteyerek mi kabul ediyor? Sosyolog Konak’ın yanıtı ‘kesinlikle hayır’ oluyor:
“Kadınlar severek anlaşarak ikinci eşliği kabul etmiyor. Bir nevi parayla satılıyorlar. 5- 10 bin lira karşılığında aileleri tarafından veriliyorlar.”
Türk yasaları ikinci evliliği yasal olarak kabul etmiyor. Konak, bu yüzden evliliklerin resmi değil, imamlar tarafından kıyılan nikahlarla yapıldığını hatırlatarak, Diyanet Başkanlığı’na çağrıda bulunuyor:
“İmamlar bu nikahları kıyarak suç işliyor. Bunu bile bile yapıyorlar. Para karşılığı nikah kıyanlar var. Önüne geçilebilir. Diyanet, imamların bilinçlendirilmesi için açıklama yapmalı.”
Konak’ın çalışmalarında tespit ettiği bir diğer konu, kumalığın aynı zamanda aileleri parçaladığı. Kumalığın özellikle çocukları çok mağdur ettiğine dikkat çeken Konak, “Ekonomik durumu iyi olan,eğitimli
kadınlar kumayla yaşamayı istemiyor, boşanma davası açıyor. Ama durumu iyi olmayan kadınlar mecbur katlanmak zorunda kalıyor” diyor.
‘Kuma ailemizi dağıttı’
Hayat Akman, Mardin'de yaşıyor. Kocası, Suriyeli kumasını Kamışlı kentinden bir buçuk yıl önce getirmiş. Suriyeli ikinci eş için ayrı bir ev tutulduğunu söyleyen Akman, kocasının üç ay öncesine kadar evlerine gelmeyi sürdürdüğünü de dile getiriyor:
“Her seferinde kavga ediyorduk. Beni, kızımı dövüyordu. Artık gelmiyor. Benden boşanma davası açmış. Boşandıktan sonra Suriyeli ile resmi evlilik yapacak. Ama ben boşanmak istemiyorum. Bu kadının gitmesini istiyorum.
Eşimle oğlum bana dönsün. Bilerek severek evlendik. 24 yıldır beraberdik. Daha 13 yaşındayken onu sevdim, babam vermedi, evden kaçtım. Hala seviyorum. Kuma huzurumuzu evliliğimizi bozdu. İkinci eşler olmasın. Aileler dağılmasın. Bizim yaşadıklarımız ortadadır.”
Kumalık sorunu Mardin'in Nusaybin İlçesi’nde ise bu boyutta yaşanmıyor. İlçede kadın mağdurla ilgili çalışmalar yürüten Gül Şilav Kadın Merkezi’nin sosyoloğu Sadiye Aksoy’a göre, savaş sonrası kuma, fuhuş, dilencilik gibi sorunlar sınır kentlerinde olduğu gibi Nusaybin’de de arttı. Ama kumalık diğer bölgelere oranla daha az yaşanıyor. Sosyolog Aksoy, “Eğitim düzeyi, politik, sosyo-kültürel yapısı ve akrabalık bağlarından dolayı diğer bölgelere oranla Nusaybin'de kumalık olgusuna daha az rastlanmaktadır.” diyor.
Urfa merkezde bir yılda 80 kuma
Gerek Suriye’deki savaş öncesi, gerek sonrası kumalığın yoğun yaşandığı kentlerden biri de Urfa.
Kumalık sorunu bu kentte yıllardır kadınların en fazla mağdur olduğu konulardan biri. Hatta sadece iki eşlilik değil, üç, dört eşli olanlara rastlamak bile mümkün. Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Danışma Merkezi sorumlusu Birgül Yılan’a göre, sadece Urfa merkezde 2013’te 80’e yakın Suriyeli sığınmacı kadın kuma oldu. Yılan, Urfa’da Suriyeli sığınmacıların kuma sayısıyla ilgili olarak;
“Artış yaşandı hem de çok ciddi oranlarda” diye yanıtlıyor:
“Savaştan önce ekonomik durumlarının iyi olmamasından dolayı da Suriyeli kadınlar geliyordu, evlilikler vardı. 3 bin ila 15 bin lira arasında değişen fiyatlarla kadınlar getiriliyordu. Ama savaş olduktan sonra buraya yapılan göçlerle birlikte sayıda vahim bir artış oldu. Kendi ailemin içinde yaşayan kadınlar bile var. 2013 yılında bize mağdur kadınların yaptığı başvuru sayısı 970’ti. Bunlardan 488’i kadın boşanmasıydı. Bu rakamın 80'e yakını kumalıktan dolayı boşanma davası açmak için başvurdu. Bu yıl ise sadece 5 kadın başvurdu. Bu beş boşanmanın da sebebi yine Suriyeli kadındı.”
Şanlıurfa KAMER Başkanı Gülseren Kaplan ise, “Bunlar genelde dini nikahla evlenen kişiler. Genel başvurulardan o şekilde anlıyoruz. Daha önce ciddi başlık paraları veriliyordu, şimdi kolay evleniyorlar” diyor.
"Kumalığı zorla kabul ediyorlar"
Bu yıl büyükşehir statüsü kazanan ve BDP’nin kazandığı Mardin Büyükşehir Belediyesi, Kadın Daire Başkanlığı’nı meclisten geçirerek, resmileştirdi. Daireye bağlı olarak Kadına Şiddetle Mücadele Müdürlüğü kurulacak. Amaç, ailede, toplumda şiddet gören, tecavüze, cinsel tacize uğrayan, kuma olan mağdur kadınları tesbit etmek ve korumak. Yaşam Destek Evleri de kuracak olan belediye, mağdur kadınların kolay erişebilirliği için, “Alo Şiddetle Mücadele” hattı oluşturuyor. Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Februniye Akyol’la kumalık sorununu konuştuk.
Akyol, “Yanıbaşımızda bir savaş ve vahşet var. İnsanlar savaştan kaçıyor, can derdine düşüyor. Buraya geldikleri zaman da çok da iyi bir ortama sahip olmuyorlar. Can havliyle kendilerini attıkları yerde bir anda açlıkla karşı karşıyla kalıyorlar. Barınacakları yer yok. Yeterince imkan yok. Ya fuhuşa düşecekler ya kuma olacaklar. Genelleme yapmıyorum ama kumalığın yanısıra bir fuhuş da sözkonusu. Çocuk istismarı, çocuk gelinler yine aynı şekilde. Bunların tamamı birbiriyle bağlantılıdır. Kumalık da bir fuhuştur. Adama bakıyorsunuz evi var, çocukları var ailesi var. Geçindiremiyor, yokluktan yakınıyor. Ama ikinci eşi alıyor.” diyor.
Akyol, kadınların isteyerek kumalığı kabul etmediğini hatırlatarak, “Zorla kabul ediyorlar ya da yozlaşmışlardır. Başka çıkış noktası yok. Aç kalacaklar, sürüklenecekler” diyor. Akyol, kuracakları Alo Kadınla Şiddet Hattı ile kumalıktan kurtulmak isteyen kadınlara da yardımcı olacaklarını söylüyor.
Suriye'deki savaştan kurtuldular, ancak Türkiye'de kuma hayatına mahkum oldular. Mardin ve Urfa'da kuma olan Suriyeli kadınların sayısında artış yaşanıyor.
Güneydoğu’nun özellikle sınır kentlerine sığınan ve Türklerle "ikinci eş" olarak evlendirilen Suriyeli kadın sığınmacı sayısında artış yaşanıyor. Özellikle Mardin ve Urfa illerinde, savaş sonrası gelen Suriyeli kumalar dikkat çekiyor. Kumalar aynı eve ikinci eş olarak getirildiği gibi, tek başına tutuldukları ayrı evlere de yerleştirilebiliyor.
Al Jazeera Türk, Mardin ve Urfa’da faaliyet yürüten kadın merkezleri ve uzmanlarla konuştu, kumalık sorununu yerinde araştırdı. Mardin’de
kumalığın en yaygın olduğu yerKızıltepe İlçesi. Kızıltepe'de mağdur kadınlarla ilgili çalışmalar yürüten NUDA Kadın Merkezi’nin sosyoloğu Emine Konak’a göre, merkeze son bir yılda 25 kadın kuma olarak başvurdu. Ancak gerçek sayının çok daha fazla olduğunu söylüyor. Konak’a göre, sadece bu bölgede savaş sonrası 200’e yakın Suriyeli kadın, kuma oldu:
“Savaştan kaçıyorlar. Hayat beklentileri daha farklı. Ama buraya geldiklerinde başka bir hayatla karşılaşıyorlar. Fuhuş, uyuşturucu, kumalık gibi seçenekler de bekliyor. Savaştan kaçıp buraya sığındılar ama yeni bir savaş veriyorlar. Evlilikleri kurtuluş olarak görüyorlar. Kumalar daha çok Haseke, Kamışlı, Amude’den gelenlerden oluyor. Kuma sayısında savaş sonrası çok artış yaşandı"
"Para karşılığı satılıyorlar"
Peki Suriyeli sığınmacı kadınlar ikinci eşliği isteyerek mi kabul ediyor? Sosyolog Konak’ın yanıtı ‘kesinlikle hayır’ oluyor:
“Kadınlar severek anlaşarak ikinci eşliği kabul etmiyor. Bir nevi parayla satılıyorlar. 5- 10 bin lira karşılığında aileleri tarafından veriliyorlar.”
Türk yasaları ikinci evliliği yasal olarak kabul etmiyor. Konak, bu yüzden evliliklerin resmi değil, imamlar tarafından kıyılan nikahlarla yapıldığını hatırlatarak, Diyanet Başkanlığı’na çağrıda bulunuyor:
“İmamlar bu nikahları kıyarak suç işliyor. Bunu bile bile yapıyorlar. Para karşılığı nikah kıyanlar var. Önüne geçilebilir. Diyanet, imamların bilinçlendirilmesi için açıklama yapmalı.”
Konak’ın çalışmalarında tespit ettiği bir diğer konu, kumalığın aynı zamanda aileleri parçaladığı. Kumalığın özellikle çocukları çok mağdur ettiğine dikkat çeken Konak, “Ekonomik durumu iyi olan,eğitimli
kadınlar kumayla yaşamayı istemiyor, boşanma davası açıyor. Ama durumu iyi olmayan kadınlar mecbur katlanmak zorunda kalıyor” diyor.
‘Kuma ailemizi dağıttı’
Hayat Akman, Mardin'de yaşıyor. Kocası, Suriyeli kumasını Kamışlı kentinden bir buçuk yıl önce getirmiş. Suriyeli ikinci eş için ayrı bir ev tutulduğunu söyleyen Akman, kocasının üç ay öncesine kadar evlerine gelmeyi sürdürdüğünü de dile getiriyor:
“Her seferinde kavga ediyorduk. Beni, kızımı dövüyordu. Artık gelmiyor. Benden boşanma davası açmış. Boşandıktan sonra Suriyeli ile resmi evlilik yapacak. Ama ben boşanmak istemiyorum. Bu kadının gitmesini istiyorum.
Eşimle oğlum bana dönsün. Bilerek severek evlendik. 24 yıldır beraberdik. Daha 13 yaşındayken onu sevdim, babam vermedi, evden kaçtım. Hala seviyorum. Kuma huzurumuzu evliliğimizi bozdu. İkinci eşler olmasın. Aileler dağılmasın. Bizim yaşadıklarımız ortadadır.”
Kumalık sorunu Mardin'in Nusaybin İlçesi’nde ise bu boyutta yaşanmıyor. İlçede kadın mağdurla ilgili çalışmalar yürüten Gül Şilav Kadın Merkezi’nin sosyoloğu Sadiye Aksoy’a göre, savaş sonrası kuma, fuhuş, dilencilik gibi sorunlar sınır kentlerinde olduğu gibi Nusaybin’de de arttı. Ama kumalık diğer bölgelere oranla daha az yaşanıyor. Sosyolog Aksoy, “Eğitim düzeyi, politik, sosyo-kültürel yapısı ve akrabalık bağlarından dolayı diğer bölgelere oranla Nusaybin'de kumalık olgusuna daha az rastlanmaktadır.” diyor.
Urfa merkezde bir yılda 80 kuma
Gerek Suriye’deki savaş öncesi, gerek sonrası kumalığın yoğun yaşandığı kentlerden biri de Urfa.
Kumalık sorunu bu kentte yıllardır kadınların en fazla mağdur olduğu konulardan biri. Hatta sadece iki eşlilik değil, üç, dört eşli olanlara rastlamak bile mümkün. Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Danışma Merkezi sorumlusu Birgül Yılan’a göre, sadece Urfa merkezde 2013’te 80’e yakın Suriyeli sığınmacı kadın kuma oldu. Yılan, Urfa’da Suriyeli sığınmacıların kuma sayısıyla ilgili olarak;
“Artış yaşandı hem de çok ciddi oranlarda” diye yanıtlıyor:
“Savaştan önce ekonomik durumlarının iyi olmamasından dolayı da Suriyeli kadınlar geliyordu, evlilikler vardı. 3 bin ila 15 bin lira arasında değişen fiyatlarla kadınlar getiriliyordu. Ama savaş olduktan sonra buraya yapılan göçlerle birlikte sayıda vahim bir artış oldu. Kendi ailemin içinde yaşayan kadınlar bile var. 2013 yılında bize mağdur kadınların yaptığı başvuru sayısı 970’ti. Bunlardan 488’i kadın boşanmasıydı. Bu rakamın 80'e yakını kumalıktan dolayı boşanma davası açmak için başvurdu. Bu yıl ise sadece 5 kadın başvurdu. Bu beş boşanmanın da sebebi yine Suriyeli kadındı.”
Şanlıurfa KAMER Başkanı Gülseren Kaplan ise, “Bunlar genelde dini nikahla evlenen kişiler. Genel başvurulardan o şekilde anlıyoruz. Daha önce ciddi başlık paraları veriliyordu, şimdi kolay evleniyorlar” diyor.
"Kumalığı zorla kabul ediyorlar"
Bu yıl büyükşehir statüsü kazanan ve BDP’nin kazandığı Mardin Büyükşehir Belediyesi, Kadın Daire Başkanlığı’nı meclisten geçirerek, resmileştirdi. Daireye bağlı olarak Kadına Şiddetle Mücadele Müdürlüğü kurulacak. Amaç, ailede, toplumda şiddet gören, tecavüze, cinsel tacize uğrayan, kuma olan mağdur kadınları tesbit etmek ve korumak. Yaşam Destek Evleri de kuracak olan belediye, mağdur kadınların kolay erişebilirliği için, “Alo Şiddetle Mücadele” hattı oluşturuyor. Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Februniye Akyol’la kumalık sorununu konuştuk.
Akyol, “Yanıbaşımızda bir savaş ve vahşet var. İnsanlar savaştan kaçıyor, can derdine düşüyor. Buraya geldikleri zaman da çok da iyi bir ortama sahip olmuyorlar. Can havliyle kendilerini attıkları yerde bir anda açlıkla karşı karşıyla kalıyorlar. Barınacakları yer yok. Yeterince imkan yok. Ya fuhuşa düşecekler ya kuma olacaklar. Genelleme yapmıyorum ama kumalığın yanısıra bir fuhuş da sözkonusu. Çocuk istismarı, çocuk gelinler yine aynı şekilde. Bunların tamamı birbiriyle bağlantılıdır. Kumalık da bir fuhuştur. Adama bakıyorsunuz evi var, çocukları var ailesi var. Geçindiremiyor, yokluktan yakınıyor. Ama ikinci eşi alıyor.” diyor.
Akyol, kadınların isteyerek kumalığı kabul etmediğini hatırlatarak, “Zorla kabul ediyorlar ya da yozlaşmışlardır. Başka çıkış noktası yok. Aç kalacaklar, sürüklenecekler” diyor. Akyol, kuracakları Alo Kadınla Şiddet Hattı ile kumalıktan kurtulmak isteyen kadınlara da yardımcı olacaklarını söylüyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










